Pretoria'da "Women for Change" öncülüğünde binlerce kadın, günde ortalama 15’i bulan kadın cinayetlerini protesto için 15 dakika yere uzandı. Eylem etkili oldu, hükümet toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti ulusal afet ilan etti. Kadın cinayetlerinin en sık yaşandığı ülkelerden Güney Afrika’da bu karar, tarihî bir kırılma noktası yarattı.

Gazze'de kurulan Gaza Sunbirds, savaş boyunca bombalanmış mahallelere bisikletle yiyecek, ilaç ve temel ihtiyaç malzemeleri taşıdı. Engelli sporculardan oluşan ekip, insani yardımın yanı sıra hak ihlallerini belgeleme çalışmaları da yürüttü.

Belfast'ta göçmenlerin evlerinin yakıldığı ırkçı şiddet dalgasına karşı binlerce kişi sokakları doldurdu.“Sokaklarımızdaki tek tehdit, nefrettir!” söylemleriyle Belfast Belediye Binası önünde toplanan göstericiler, ırkçı şiddetin Belfast'ı temsil etmediğini ortaya koydu, pogroma karşı şehrin gerçek sesini duyurdu.

Mardin’in Dargeçit ilçesinde kayıp yakınları, açtıkları davanın bu sene, 30 yıllık zamanaşımı süresi dolar dolmaz düşürülmesine rağmen mücadeleden vazgeçmiyor. 90’lı yıllarda yürütülen jandarma operasyonlarında, üçü çocuk yedi sivil zorla kaybedilmişti. Aileler, "Biz ölsek de çocuklarımız bu mücadelenin peşini bırakmayacak" sözleriyle hakikati aramaya devam ediyor.

Hindistan’daki Piplodi köyünde, hiç okula gitmemiş 60 yaşındaki çiftçi Mor Singh, muson yağışlarında çöken köy okulunun yedi çocuğun ölümüne yol açmasının ardından iki odalı evini yaklaşık 60 öğrenciye sınıf olarak açtı ve ailesiyle birlikte yakına kurduğu tenteli bambu barakaya taşındı. Singh'in bu inisiyatifi devleti harekete geçirdi; hükümet Piplodi'yi model köy ilan ederek yeni okul ve köy altyapısı için kaynak ayırdı.

Arnavutluk'ta lüks turizm projesinin flamingo üreme alanlarını ve koruma altındaki kıyı şeridini tehdit etmesiyle başlayan protestolar kısa sürede "Flamingo Devrimi"ne dönüştü. "Arnavutluk satılık değil" sloganıyla sokaklara çıkan binlerce kişi, diasporanın da katılımıyla çevre tahribatına ve hükümetin şeffaflıktan uzak kıyı politikasına birlikte isyan etti. Eylemler, uluslararası sermayeye karşı toplumsal direncin somut bir örneği oldu.

Filistinli Hind Rajab, Filistin Kızılayı'nın güvenli geçiş için yaptığı koordinasyona, alınan izinlere ve tüm çağrılara rağmen mahsur kaldığı araçta öldürüldü. Onun anısına kurulan Hind Rajab Vakfı, İsrail'in Filistinlilere yönelik savaş suçlarının hesabını uluslararası ve ulusal mahkemelerde sormak için hukuki mücadele yürütüyor. Failleri ve suç ortaklarını yargı önüne çıkarmayı hedefleyen vakıf, süregelen cezasızlık kültürüne karşı hukuku bir mücadele aracına dönüştürüyor; hayatını kaybedenlerin anısını yaşatıyor ve Filistinlilerin sesini dünyaya taşıyor.

Grönland'da Danimarka'nın sömürge yönetimi döneminde rızaları alınmadan doğum kontrolü uygulanan İnuit kadınları, onlarca yıl sonra bu uygulamanın hesabını sormak için mücadele ediyor. Tanıklıklarını kamuoyuyla paylaşan yaklaşık 150 kadın, tazminat davaları açarak Danimarka'yı sömürge geçmişiyle yüzleşmeye zorluyor.

Türkiye'de 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, Adalet Peşinde Aileleri Platformu çatısı altında müteahhitlerden yapı denetim firmalarına, kamu görevlilerinden bakanlık yetkililerine uzanan sorumluluk zincirindeki herkesin yargılanması için mücadele ediyor. Bilirkişi çelişkileri, uzayan yargı süreçleri ve tutuksuz yargılanan sanıklar gibi adalet önündeki engelleri, milletvekili görüşmeleri, basın açıklamaları ve saha eylemleriyle gündemde tutuyorlar.

Oslo'da, yıllardır süren LGBTİ+ hak mücadelesinin sonucunda Norveç Kilisesi, 2022'de saldırıya uğrayan ve en bilinen LGBTİ+ mekânı olan London Pub'da kamuoyu önünde özür diledi. Kilise Başkanı Tveit, kilisenin LGBTİ+ bireyleri onlarca yıl dışladığını, haksızlık yaparak eşcinselleri bir dönem "küresel boyutta bir toplumsal tehlike" olarak nitelendirdiğini kabul etti.

ABD'de federal yetkililerin göçmenleri toplu gözaltına almasının ardından, onlarca eyalette haftalarca süren bir direniş dalgası örgütlendi; bazı bölgelerde iş yerleri ve okullar günlerce kapandı, genel grev boyutuna varan eylemler yaşandı. Göçmen mahallelerinde başlayan protestolar, sendikalar, öğrenciler, dini cemaatler ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla kısa sürede ülke geneline yayıldı ve on binlerce kişiyi sokağa döktü. Yetkililerin göstericilere yönelik zor kullanmasına rağmen direniş aylarca kesintisiz sürdü ve yüzlerce kişi gözaltına alındı. Göstericiler operasyonların durdurulmasını, gözaltındakilerin serbest bırakılmasını ve göç politikasının bütününün yeniden ele alınmasını talep etti.

Türkiye'den Kurye Hakları Derneği, kuryelerin güvencesiz çalışma koşullarına, iş cinayetlerine, düşük ücretlere ve temel haklardan yoksun bırakılmasına karşı mücadele ediyor. Kuryelerin insanca ve güvenli çalışma koşullarına, adil ücretlere ve yasal güvenceye erişmesi için hak temelli savunuculuk, saha araştırmaları ve dayanışma çalışmaları yürütüyor. Kadın ve göçmen kuryelerin yaşadığı ayrımcılığa karşı da mücadele eden dernek, afet dönemlerinde dayanışma ağları kuruyor; Türkiye’de ve dünyada kurye örgütlenmeleriyle güç birlikleri oluşturuyor.

Bulgaristan, Endonezya, Fas, Filipinler, Kuzey Makedonya, Kenya, Madagaskar, Nepal, Peru, Tanzanya, Timor-Leste ve Togo'da yolsuzluğa, ekonomik eşitsizliğe ve antidemokratik yönetimlere karşı düzenlenen sokak eylemlerine Z kuşağı öncülük etti. Her ülkedeki hareketin kıvılcımı farklı olsa da adil ekonomi, erişilebilir kamu hizmetleri ve hesap verebilir siyaset talebi ortaktı. Meydanları ve parlamento önlerini dolduran bu kuşak, eşit fırsatlar ve demokratik temsil mücadelesinin yeni yüzü oldu.