Hrant Dink Vakfı ve DVV International tarafından düzenlenen "Zor Geçmişlerle Yüzleşme Pratikleri: Bosna Hersek Deneyimi” paneli 01 Aralık 2017 tarihinde Hrant Dink Vakfı Havak Salonu’nda yapıldı. Panelde, 90’larda Bosna-Hersek’te insanlığa karşı işlenmiş suçlarla yüzleşme konusunda çalışan müze ve hafıza mekânlarının pratikleri ve deneyimlerine odaklanıldı.

Tarihçi Bülent Bilmez’in moderatörlüğünde gerçekleşen panelde konuşmacı olarak Saraybosna’daki Umut Tüneli Müzesi’nin eğitimcisi Belma Ćuzović ile müzenin kurucularından biri olan, müzenin fahri küratörü ve rehberi Edis Kolar, Bosna Hersek Tarih Müzesi direktörü Elma Hašimbegović, Memory Lab’ın kurucusu Nicolas Moll yer aldı.

 

Belma Ćuzović ve Edis Kolar “Seçici Hafıza Bir Seçenek Değildir / Öğrenilen Dersler: Bosna Hersek”, isimli sunumlarında zorlu siyasi bağlamlarda yakın geçmişin hafızasının nasıl muhafaza edilebileceğine dair deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştı. Bosna-Hersek yönetiminin, 90’lardaki şiddetin hem uygulayıcılarından hem de mağdurlarından oluşmakta olduğunu ve bu siyasi bağlamın geçmişle yüzleşmek konusunda kendilerine nasıl zorluklar çıkardığını anlattı. Edis Kolar, kendi yaşamış olduğu evin, savaş sırasında bir tünele savaş sonrasında da Umut Tüneli adıyla bir anıt ve hafıza mekânına dönüşme süreci katılımcılarla paylaştı. Panelistler, Umut Tüneli bağlamında yürütülen hafızalaştırma projelerinin öncelikli hedef gruplarından birinin de öğrenciler olduğunu belirttiler. Tarihsel gerçeklerin kişisel hikâyelerle açığa çıkartılması yönteminin öğrenciler üzerindeki dönüştürücü etkilerine dair gözlemlerini de paylaştılar.

Elma Hašimbegović, “Zor Geçmişle İlgili Yapıcı Bir Diyalog Platformu Olarak Sergi: Bosna Hersek Tarih Müzesi’nden Deneyimler” isimli sunumunda, geçmiş ile yüzleşme mekânı olarak tarif ettiği Bosna Hersek Tarih Müzesi’nin yapıcı diyaloğu geliştirici etkisinden bahsetti. Sunumunda, sergilemenin yerel topluluk, ülke ve daha geniş anlamda bölgeye dair zor geçmiş ile yüzleşme ve yapıcı bir diyalog oluşturmaya nasıl katkı sunduğunu anlattı. Karşılaştıkları güçlüklerden öğrendiklerini ve bu güçlükleri nasıl avantaja dönüştürdükleri konusunda deneyimlerini paylaştı. Saraybosna’da müze ve hafızaya dair çalışanların yerel düzeyde bir tartışma alanına sahip olmamasını bir eksiklik olarak ele aldı. Sunumunda zor geçmişlerin ve tarihin objeler yolu ve sanat yolu ile anlatılmasının kolaylaştırıcı işlevine değindi. Müzenin katılımcı bir alan olarak tasarlanma sürecinde müzede yapılan topluluk temelli etkinliklerin öneminin altını çizdi.

1990’lar sonrası Doğu Avrupa ve 1945 sonrası Batı Avrupa’daki savaş sonrası hafızalaştırma ve yüzleşme süreçleri üzerine çalışan Nicolas Moll, “Geçmişle Yüzleşme Deneyimlerini Paylaşmak ve İlişkilendirmek: Memory Lab’ın Bosna Hersek’teki Çalışmaları” isimli bir sunum yaptı. Sunumda, zor geçmişler ile ilgili hafıza mekânları ve hatırlamaya dair eğitim programları üzerine çalışan oluşumları, kurumları ve kişileri bir araya getiren Memory Lab platformunun nasıl kurulduğunu, işlediğini, karşılaştıkları zorlukları ve bu zamana kadar yaratmış olduğu etkileri anlattı.

Bosna Hersek’te savaşın üzerinden 20 sene geçmiş olmasına rağmen savaşa dair çalışmaların hala güçlükle yapıldığından bahsetti. Bosna’da katliamların gerçekleştirildiği birçok mekânın, olmuş olan olayları hatırlatan hafıza mekânlarına dönüştürülmemesini ve bu mekânlarda suçu hatırlatan bir anıtın yapılmamış olmasını eleştirdi. Moll konuşmasında mevcut olan hafıza mekânlarının yanı sıra mevcut olmayan, bir anıta dönüştürülmemiş bu mekânlar üzerine de çalışma yapılmasının önemini vurguladı.