Yazılı basında 6-12 Şubat 2017 haftasında, nefret söylemi üreten dört haber seçildi. Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Suriyelilere yönelik nefret söylemi içeren bu örnekleri ve haklarında yazılmış analizleri aşağıda bulabilirsiniz.1


1.

Sözcü, 10 Şubat 2017

Yılmaz Özdil, “El Bab” başlıklı köşe yazısında, can güvenliği endişesiyle ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecileri ‘memleketlerine sahip çıkmadıkları’ ve Türkiye’de iş kurmaları gerekçesiyle hedef alıyor. Özdil, “Bunlar kendi memleketlerine sahip çıkmak yerine, bizim memlekette şirket kuracak, patron olacak, villada oturacak, yatlarda dolaşacak, caz dinleyecek… Bizim çocuklar bunların memleketini kurtarmak için oralarda vuruşacak, şehit düşecek, gözünü bacağını kaybedecek” ve “Hazır referandum sandığı konulmuşken, utanmadan çıkın vatandaşa çağrı yapın. ‘Suriyeliler bizim memleketi babalarının çiftliği gibi kullansın, burada mis gibi hayatını yaşasın, köşeyi dönsün, bizim çocuklar sikindirik El bab’ta şehit olsun diyorsanız, gidin evet deyin!’” benzeri, militarizmi normalleştiren ve bir halkı diğerinden üstün gören sözleriyle, Suriyelilere yönelik mevcut yabancı düşmanlığını ve nefreti körüklüyor. Yazar bu ötekileştirici söylemleriyle, savaşın yakıcı etkilerinin ve Suriyelileri tehlikeli koşullarda yaşamak zorunda bırakan koşulların sorgulanmasının önüne geçiyor.


2.

Yeni Konya, 8 Şubat 2017

Yeni Konya gazetesinin “Yahudi ateşle oynuyor” başlıklı haberinde, İsrail parlamentosunda onaylanan bir yasa tasarısı, haberin başlığında Yahudi kimliği ön plana çıkarılarak aktarılıyor. Böylece, İsrail devletinin ve parlamentonun aktörü olduğu bir olay Yahudi kimliğiyle ilişkilendiriliyor ve Yahudilere dair önyargılar güçlendiriliyor.


3.

Ankara Anadolu Gazetesi, 7 Şubat 2017

Eflatun Neimetzade, “Hocalı Soykırımının 25. yılı” başlıklı yazısında, Hocalı Katliamı’nı konu ediyor. Neimetzade, “ERMENİ KATİLLERİ SOYKIRIM YAPTILAR” alt başlığı ve “tecavüzkar Ermeniler” gibi genelleştirici sözlerle, Ermeni kimliğini zan altında bırakıyor; halklar arası düşmanlığı körüklüyor. Oldukça kışkırtıcı ve pornografik savaş söylemleri içeren yazıda, “Siz ey Ermeniler, akıllı olun, ne kadar geç değil gidin topraklarımızdan. Sizleri aldatıyorlar, kandırıyorlar. Biz barış taraftarıyız, sizler ölüm taraftarısınız” benzeri tehditkar ifadelerle, Ermeniler “ölüm taraftarı” olarak yaftalanıyor ve şeytanlaştırılıyor. Yazar ayrıca, “Bu sadece Hıristiyan devletlerin Müslüman ırkına karşı haince, düşmanca davranış biçimidir” sözleriyle, Müslüman-Hıristiyan karşıtlığını yeniden üretiyor, Hıristiyanları düşman olarak etiketliyor.


4.

Milli Gazete, 7 Şubat 2017
Şakir Tarım, ‘Kıbrıs sorunu’nu ele aldığı, ”KIBRIS MASADA; ŞİMDİ DİPLOMASİ ZAMANI!” başlıklı köşe yazısında, “1960'lardan itibaren, Rumların Kıbrıslı Türklere karşı uyguladığı katliam ve soykırım, 1974'teki Kıbrıs Barış Harekâtı'yla durduruldu” ve “Rumların ‘megali - idea’ dedikleri ‘Büyük Yunanistan’ı kurma hedefleri var” benzeri ifadelerle, Rumları Türklere yönelik potansiyel bir tehdit kaynağı olarak etiketliyor. Rum kimliğini şiddetle ilişkilendiren Tarım, onlara yönelik mevcut düşmanlığın körüklenmesine neden oluyor. Yazar ayrıca, “Son iki asırdır Kıbrıs’ta İngiliz oyunu sürüyor” cümlesiyle, İngilizlere dair olumsuz bir algının oluşmasına neden oluyor. 

1. Nefret söylemi odaklı sistematik medya izleme çalışması kapsamında, tüm ulusal gazeteler ve sayısı 500’ü bulan yerel gazete önceden belirlenen anahtar kelimeler üzerinden (ör. hain, dönme, mülteci, Hıristiyan, Yahudi, bölücü vs.) medya takip merkezi aracılığıyla taranıyor. Bu anahtar kelimeleri içeren haber ve köşe yazıları günlük olarak okunuyor (gazetelerin hafta sonu baskıları hariç) ve nefret söylemi içeren yazılar tespit ediliyor. Esas olarak ulusal, etnik ve dini kimlik temelli nefret söylemine odaklanılırken cinsiyetçi ve homofobik/transfobik söylemler de tarama kapsamına alınıyor.