Aleks Krikoryan’ın derlediği Hişadag Everek-Feneseyi (Everek-Fenese Anı Kitabı) geniş bir zaman dilimini kapsayıp çok farklı konuları ele alır; Develi tarihi için paha biçilmez bir kaynaktır. 1963'te Paris’te yayımlanan bin sayfalık bu eser, Everek ve Feneselilerin kurduğu Rupinyan-Mesrobyan Hemşerilik Derneği tarafından yayımlanır. 19. yüzyılda Everek ve Fenese'deki Ermeni okulları tarihini anlamak için bu kaynağı kullandık. Yazıda kullanılan fotoğraflar da bu kitaptan alınmıştır.

1840’larda Everek’te öğretmenler küçük okullar ve kilise odalarında ders verirdi. 1864’e gelindiğinde okul binası yapma fikri ortaya çıkar ve bu binayı yapmak için Okulsever Cemiyeti 30 bin kuruş bağış toplar. 1870'te İstanbul’daki Çatal Han’daki Everekli Ermeni esnaflar, Vramşabuh adında genç bir öğretmeni İstanbul’dan Everek’e gönderir. Vramşabuh öğretmenin görev süresi kısa da olsa, Everek eğitim tarihinde bir dönüm noktasıdır.

1872-1873 yılında, bir erkek bir de kız okulu olmak üzere, iki Ermeni okulunda 300 öğrenci eğitim alıyordu. Bütçesi 540 kuruş olan okulların masrafı ise Okulsever Cemiyeti tarafından karşılanıyordu. Eğitimi için yurtdışına giden Parseğ Vartukyan adlı genç, 1875’te memleketi Everek’e dönüp bu okullarda öğretmenlik yapmaya başlar. Oxford Üniversitesi’nden mezun olan Vartukyan, modern eğitimi savunuyordu, ancak Everek'te önde gelen Ermeniler daha muhafazakar bir tavır sergiliyorlardı. O zamanlar, Everek’i tümüyle sarsan bu anlaşmazlık eğitim hayatı için pek de iyi sayılmayacak bir şekilde sonuçlanır. Birkaç yıl sonra Vartukyan, Everek’ten ayrılır ve okulun müdürü önde gelenlerin desteklediği Garabet Laçikyan olur.

Garabet Laçikyan müdürlüğü döneminde Everekliler, okulları daha iyi bir seviyeye çıkarmak için 1879'da Talas’tan Mergeryos Atamyan adında tanınmış bir öğretmeni çağırır. Atamyan’dan sonra İstanbul'da yaşayan Sarkis Melegyan memleketine döner. Melegyan 35 yıl boyunca bu okullarda öğretmenlik yapar ve eğitimde istikrar sağlanır.

Kayseri'deki Ermeni okulları, Türkiye Kültür Varlıkları Haritası'ndan

1880’lerin başından itibaren eğitimin modernleşmeye başlamasıyla, Çatal Han’daki Everekli Ermeni esnaflar, İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne başvurup öğretmen talep eder. Bunun üzerine, Patrikhane'nin tavsiyesiyle Yervant Yergatyan Efendi 1883'te üç yıllığına Everek’e gider.

Everekli Ermeniler, 1894-1897 yılları arasında Surp Toros Kilisesi’ni (bugünkü Fatih Cami) inşa eder. Bir yıl sonra ise kilisenin karşısındaki bir bina okullara tahsis edilir. 1898'de, Everek’teki okulların müdürlüğünü Garabet Kalaycayan devralır. Garabet Hoca, yoksul ve zenginlere eşit muamele yapıp, herkesi aynı okulun çatısı altında toplamaya başlar.

Everekli zenginler bu yaklaşımdan hoşnut olmasalar da Garabet Hoca, güçlü karakteri sayesinde herkesle başa çıkar ve eğitimi daha iyi seviyelere çıkarır. 1901'de, Everek'teki okullarda 290 erkek ve 150 kız öğrenci eğitim alır. Dokuz öğretmeni bulunan ve aylık gideri bin kuruş olan bu okulun masraflarının 550 kuruşunu İstanbul’da yaşayan Evereklilerin kurduğu Mesropyan Cemiyeti karşılar, kalanı ise Everek’teki yerel imkânlarla tahsil edilir. Mesropyan Cemiyeti ile bağı sebebiyle Everek’teki okullar genel olarak Mesropyan Okulu olarak da anılmaktadır.

Okulsever Cemiyeti’nin yönettiği bu iki okul dışında, Everek’te Protestan Ermenilere ait 60 öğrencili bir kız okulu da vardır.

Everekli Ermenilerin kurduğu Rupinyan Cemiyeti, 1886, İstanbul

1885’te, Fenese’deki eski Surp Hagop Şapeli'nin yanında, anaokolu olarak kullanılması için bir bina yapılır. Bu bina, Fenese Surp Toros Kilisesi’nin karşısında yer alır. Daha sonra okul büyüyüp, kız ve erkek okullarıyla birleşir ve Rupinyan Okulu adını alır. 1901'de Rupinyan Okulu’nda yedi öğretmenin eğitmenliğinde 290 erkek ve 130 kız öğrenci eğitim alır. Aylık gideri bin kuruş olan bu okulun masraflarının yarısını Surp Toros Kilisesi, yarısını ise İstanbul’da kurulan Rupinyan Cemiyeti karşılar.

Harita için tıklayın