Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün dokuzuncusu, 15 Eylül Cuma akşamı, 20.00-22.00 saatleri arasında Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödülü, yıllardır tüm riskleri göze alarak insan hakları ihlallerini hem Türkiye’nin hem de uluslararası toplumun gündemine taşıyan avukat Eren Keskin ile, eserleriyle tüm dünyada yaşanan eşitsizliklere ve insan hakları ihlallerine dikkat çeken Çinli sanatçı Ai Weiwei aldı.

Sunuculuğunu Ece Dizdar’ın üstlendiği törende, açılış konuşmasını Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink yaptı. Konuşmasında ‘düşünce suçu’yla hapiste olanlara da değinen Dink, sözlerini 5 Temmuz’da gözaltına alınıp tutuklanan insan hakları savunucularına selamlayarak tamamladı.

Ayşenur Kolivar’ın seslendirdiği 'Da im Yusuf Orti' adlı geleneksel Hemşince şarkısıyla başlayan gecede, Brenna MacCrimmon, Muammer Ketencoğlu, Sayat Nova Korosu, Helesa ve Dalepe Nena’dan kadınlar da sahne aldı.

Ödül sahipleri gecenin sonunda açıklandı.

Ai Weiwei
Ai Weiwei

1957’de Pekin’de doğdu. Kültür Devrimi’nin ardından ailesiyle Pekin’e döndü. Pekin Film Akademisi’nde animasyon eğitimi aldı. 1983’de New York’a gitti ve sanat eğitimine devam etti. Ardından okulu bıraktı ve hayatını sokaklarda insan portreleri yaparak ve başka işlerde çalışarak sürdürdü. 1993’te Çin’e döndü. 2008 Siçuan Depremi’nin ardından gittiği bölgede, hükümetin yaşanan felaketle ilgili doğru bilgi vermediğini fark etti. Yıkılan devlet okullarının inşaatındaki hatalara, hayatını kaybeden öğrencilerin hikâyelerine ve dava süreçlerine dair yazılar yayımladığı ‘Citizen’s Investigation’ [Yurttaş Soruşturması] adlı internet sitesi resmî kararla kapatıldı. 2010’da, Şangay’da, stüdyo olarak kullanmak ve mimarlık dersleri vermek üzere inşa ettiği ev için yıkım, kendisi hakkında ise ev hapsi kararı çıkarıldı; mahkûmiyet kararı bir gün sonra geri çekilse de ülke dışına çıkması engellenmeye çalışıldı. 2011’de tutuklandı. Stüdyosu arandı, malzemelerine el kondu, çalışanları gözaltına alındı. Üç ay tutuklu kaldı. 2015’ten beri, Ortadoğu’dan Avrupa’ya göçlere dair enstalasyonlarla dünyanın dikkatini mültecilerin hayatta kalma mücadelesine çekmeye çalışıyor.

Eren Keskin
Eren Keskin

1959’da Bursa’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1989 yılında üye olduğu İnsan Hakları Derneği’nde uzun yıllar yöneticilik yaptı. 1990’ların ilk yarısında, Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu, olağanüstü hal rejimiyle yönetilen bölgelerde yaşanan insan hakkı ihlalleriyle mücadele etmek amacıyla oluşturulan heyetlerde yer aldı; bölgeye yaptığı ziyaretlerde sözlü ve silahlı saldırılara hedef oldu. 1990’lı yıllarda hakkında 200’e yakın dava açıldı. 1995 yılında Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan bir yazısında ‘Kürdistan’ sözcüğünü kullandığı için altı ay hapis yattı. 1997’de Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’nu kurdu. 2002'de, devlet kaynaklı cinsel işkence konusunda yaptığı bir konuşma nedeniyle hakkında açılan davada 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aynı yıl, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, bir yıllığına avukatlıktan men edilmesine karar verdi. Bu dönemde anaakım medyanın karalama kampanyasına maruz kaldı. Özgür Gündem gazetesine destek kampanyası çerçevesinde, üç yıl boyunca gazetenin eş yayın yönetmenliğini yaptı. Biri yaptığı bir konuşmayla, diğerleri ise gönüllü olarak yürüttüğü bu görevle ilgili olmak üzere, hakkında açılmış olan ve halen devam eden toplam 143 dava bulunuyor.

Ai Weiwei ve Eren Keskin’e, ödülleri, jüri üyeleri Murathan Mungan ve Diyarbakır Barosu’nu temsilen Ahmet Özmen tarafından verildi.

2017 IŞIKLAR

Gecede, dünyanın dört bir yanında ve Türkiye’de attıkları önemli adımlarla geleceğe dair umudu artıran kişi ve kurumların selamlandığı, ‘Işıklar’ başlıklı bir video gösterildi.

  • Şilili Claudio Castillo’nun kurduğu ataerkil toplum düzenini eleştiren ‘Ören Erkekler’;
  • Paralimpik Oyunları'nda altın madalya kazanan Mehmet Nesim Öner;
  • Gençlere ve mültecilere bir arada yaşayabilecekleri fırsatlar sunan Startblok;
  • Ruanda’da dezavantajlı gençleri bir araya getiren Future Vision Akrobasi;
  • Yeni tanıklar bulup kamuoyunu bilgilendiren Lice Adalet Arıyor Platformu;
  • Trump’ın göçmen politikasına karşı boykot yapan ABD’li göçmenler;
  • Klibinde toplum tarafından kadınlara dayatılan rollere karşı çıkan Mecid el Aisa;
  • Gönüllü desteğiyle evsizlere çorba dağıtan Çorbada Tuzun Olsun Derneği;
  • AIDS nedeniyle ailesini kaybeden çocukların umudu olan Victoria Emah Emah;
  • Oxford Üniversitesi’nin kullanılmayan bir yurdunu evsizlere barınak yapan aktivistler;
  • İşitme güçlüğü olanlar ve olmayanlar arasında iletişim kuran DEF RAP grubu;
  • Kuzey Dakota'daki Standing Rock'tan boru hattının geçmesine direnen aktivistler;
  • Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nda yaşama umudunu paylaşan Suriyeli kadınlar.

Ödülün bu yılki jürisinde, 2016 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi, çocukların insan hakları ve eğitim hakları için çalışan kabile reisi Theresa Kachindamoto, 2016 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi insan hakları ve hukukun üstünlüğü için mücadele eden Diyarbakır Barosu, yönetmen, düşünür Étienne Balibar, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Christophe Deloire, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, senarist ve yapımcı Atom Egoyan, düşünür Michel Marian, şair, yazar ve edebiyat eleştirmeni Murathan Mungan, Haziran ayında kaybettiğimiz feminist yazar Şirin Tekeli bulunuyor.

Uluslararası Hrant Dink Ödülleri, 2016’da Malavi’de çocukların insan hakları ve eğitim hakları üzerine çalışan kabile reisi Theresa Kachindamoto ve insan hakları ve hukukun üstünlüğü için mücadele eden Diyarbakır Barosu; 2015’te Suudi Arabistan’dan kadın hakları savunucu Samar Badawi ve LGBT hakları için mücadele eden KAOS GL’ye; 2014’te adli tıp uzmanı ve insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ve aktivist Angie Zelter’e; 2013’te insan hakları savunucusu Nataša Kandić ve Cumartesi Anneleri / İnsanları’na; 2012’de yazar İsmail Beşikçi ve insan hakları örgütü Uluslararası ‘Memorial’ Topluluğu’na; 2011’de gazeteci, yazar Ahmet Altan ve gazeteci, insan hakları savunucusu Lydia Cacho’ya; 2010’da Türkiye Vicdani Ret Hareketi ve hukukçu Baltasar Garzón’a; 2009’da gazeteci, yazar Alper Görmüş ve gazeteci, yazar Amira Hass’a verilmişti.