‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ projesi, Hrant Dink Vakfı’nın çatısı altında, 2009 yılından beri yürütülüyor. Medyada yer alan, etnik, ulusal ve dinî kimliklere karşı ayrımcı; cinsiyetçi, homofobik ve transfobik söylem içeren haberleri görünür kılmak, bu yayınlara karşı kamuoyu oluşturmak ve medyada nefret söyleminin kullanımının azaltılmasına katkı sunmak amacıyla başlatılan bu çalışma, ‘nefret söylemi’ kavramıyla ilgili bilgi üretmeyi, ayrımcı ve ırkçı söylemle mücadele yöntemlerine dair bir tartışma zemini açmayı ve medyada, insan hakları ve azınlıklara ilişkin olarak daha saygılı ve bilinçli bir dil kullanılmasını teşvik etmeyi hedefliyor.

Çalışma kapsamında, ulusal ve yerel yazılı basın taranarak ayrımcı, ötekileştiren ve hedef gösteren bir söylemle kaleme alınmış haber ve köşe yazıları tespit ediliyor. Bu içerikler, günlük olarak Hrant Dink Vakfı kütüphanesi bünyesinde arşivleniyor ve seçilen içerikler kısa analizleriyle birlikte sosyal medya ağları aracılığıyla paylaşılıyor. Dört ayda bir, ilgili dönemde karşılaşılan nefret söylemi içerikleri üzerine nitel ve nicel analizler içeren medya izleme raporları hazırlanıyor. 

Bu sistematik nefret söylemi izleme çalışmasına, 2013 yılı itibariyle ayrımcı söylem dosya konuları dâhil edildi. Buna göre, ilgili dört aylık dönem içinde, seçilen bir konuya odaklanılarak ve her konuya özel bir araştırma yöntemi belirlenerek ayrıntılı söylem analizi yapılıyor. Bu analizlerde, nefret söylemine göre daha örtük şekilde yer alan ayrımcı söylemleri açığa çıkarmak hedefleniyor.

Medya İzleme Çalışmasının Yöntemi

Nefret söylemi odaklı sistematik medya izleme çalışması kapsamında, tüm ulusal gazeteler ve sayısı 500’ü bulan yerel gazete önceden belirlenen anahtar kelimeler üzerinden (ör. hain, dönme, mülteci, Hıristiyan, Yahudi, bölücü vs.) medya takip merkezi aracılığıyla taranıyor. Bu anahtar kelimeleri içeren haber ve köşe yazıları günlük olarak okunuyor (gazetelerin haftasonu baskıları hariç) ve nefret söylemi içeren yazılar tespit ediliyor.

Esas olarak ulusal, etnik ve dini kimlik temelli nefret söylemine odaklanılırken cinsiyetçi ve homofobik/transfobik söylemler de tarama kapsamına alınıyor. Çalışmada genel olarak medya araştırmalarında uygulanan eleştirel söylem analizi yöntemi ve buna bağlı teknikler kullanılıyor. İncelenen içeriklerin özellikleri doğrultusunda nefret söylemi içeriğinin en çok nerede (hangi gazetelerde), ne şekilde kendine yer bulduğu, hangi kaynaklar tarafından oluşturulduğu ve kimleri hedef aldığı ortaya koyuluyor.

Nefret söyleminin tespitinde, 1997 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen tavsiye kararı esas alınıyor. Bu kararda nefret söylemi şu şekilde tanımlanıyor: “Nefret Söylemi kavramı; ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, Yahudi düşmanlığını veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik saldırgan ulusalcılık ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve düşmanlık şeklinde ifadesini bulan, dinsel hoşgörüsüzlük dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan veya meşrulaştıran her tür ifade biçimini kapsayacak şekilde anlaşılacaktır”.

Nefret söylemi içerdiği tespit edilen haberler ve köşe yazıları, benimsedikleri söylemin niteliği doğrultusunda kategorilere ayrılıyor. Bu konuda daha önce yapılmış olan uluslararası bilimsel çalışmalardan yararlanılarak ve ülkeye özgü dil ve kültür farklılıkları dikkate alınarak bu çalışma için belirlenmiş olan nefret kategorileri şunlardır:

  1. Abartma / Yükleme / Çarpıtma: Bir kişi ya da olaydan yola çıkarak bir topluluğa yönelik olumsuz genellemeler, çarpıtmalar, abartmalar, olumsuz atıflar içeren söylemler (Örneğin “Suriyeliler gına getirdi”)
  2. Küfür / Hakaret / Aşağılama: Bir topluluk hakkında doğrudan küfür, aşağılama, hakaret içeren söylemler (Örneğin “kalleş”, “hain”)
  3. Düşmanlık / Savaş Söylemi: Bir topluluk hakkında düşmanca, savaşı çağrıştıran ifadelerin yer aldığı söylemler (Örneğin “Rum vahşeti”)
  4. Doğal kimlik öğesini nefret - aşağılama unsuru olarak kullanma / Simgeleştirme: Doğal bir kimlik öğesinin nefret, aşağılama unsuru olarak kullanıldığı, simgeleştirildiği söylemler (Örneğin “Bizi Eurovision’da Yahudi mi temsil edecek?”)